Yayınlar

En Son Çıkan Bölüm

Useful Good-for-Nothing 31.1. Bölüm
Noblesse S 1.Bölüm %1 - %10

Yeni Çevirmenimiz Hayırlı Uğurlu Olsun

Aslında yeni bir gelişme değil ama bloga yazmak için bir şeylerin birikmesini beklediğimden yeni duyuruyorum. Saida arkadaşımız aramıza çevirmen olarak katıldı ve ekipteki kişi sayısı 2'ye yükseldi. Kendisine bize katıldığı 31.bölümü çevirdiği ve 32.bölümü çevirmekte olduğu için teşekkür ederiz.

Diğer önemli duyuru: Ben bir süre buralarda yokum. Gece 3'te memlekete doğru yola çıkıyorum. Ne zaman geri dönerim belli olmaz ama Şubatın 8'inden erken dönmem. Bu süre zarfında sadece 31 ve 32.bölümlerin arasındaki special bölümü çevirebilirim. Eğer canım sıkılırsa o da. Bu arada Saida da 32.bölümü çeviriyor döndüğümde 2 bölümü veririz diye umut ediyorum.

Bu arada Manga-Tr'de bölümlerin altına yorum yapanlar benim yorumlarını görmemi umarak yapıyorlarsa manganın sayfasına yorum atsın. Çünkü her bölüme yorum yazan olmuş mu diye bakmıyorum. Yani kısaca iyi veya kötü dilekleriniz, önerileriniz vb. bana ulaşmıyor, ulaşsa da aylar sonra ulaşıyor.

Son olarak çizerin blog adresini veriyorum: http://blog.naver.com/dltngus0318

Bölümler:
One Drive: Klasör Linki

Yeni Çevirmenimiz...

By : Webtoon Türkiye
26 Ocak 2016 Salı
4

Fark edenler vardır belki vizelerim bitince art arda 3 bölüm bitirdim ve 2 bölümünde çevirisi hazır editlenmeyi bekliyor. Bende her gün bloga yazı yazmaktansa bundan sonra haftada maksimum 1 yazı yazmaya karar verdim. Aslında ilk başta ayda 1 yazmayı düşündüm ama 1 ay da çok uzun olur diye düşündüm. Hızım ileriki günlerde veya haftalarda düşebilir. Çünkü sıkıldım. Bu haftalık günceller de her ne kadar klasör linklerinden ulaşılabilse de 1 hafta içinde verdiğim bölümlerin linklerini paylaşacağım.

En son hangi bölümün çıktığını da üstteki widgetten öğrenebilirsiniz.

Bir diğer haber ise Noblesse S'i şimdilik durduruyorum. Zaten çeviremiyordum :( Cümleler çok uzun :( Zaten Türkçeye çeviren çıkmaz diyerek light novel çevirmek nasıl oluyormuş merak ettiğimden başlamıştım. Ama beceremedim. Eğer çevirisi kolay bir novel söylerseniz ona başlayabilirim. Yoksa çok boş vaktim olmadıkça Noblesse S'i çeviremem.

Bu güncelde çevrilmesini istediğiniz webtoonları sormuştum cevap gelmemişti. Useful'a başlayalı neredeyse 1 yıl oldu ve bu hızla gidersem 2 yıl sonra bitecek ama hızımı artırır ve mayıs ayı içerisinde 50. bölüme gelir veya yaklaşırsam ciddi çevirecek webtoon arayışına gireceğim. Aceleyle bir seri bulup çevirmek de istemiyorum. Bu yüzden önerilere açığım yine. Şartlar; 1-Bitmiş olsun 2- Benim sevmem lazım. 3-Mümkünse çevirmesi editlemesi kolay olsun.

Bölümler:
One Drive: Klasör Linki

--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Şimdi gelelim haftanın konusuna. Konumuz cumhuriyetin ilk yıllarında eğitim. Koca bir ülkenin geleceğinin nasıl karardığı ve şimdi de nasıl karartıldığına ışık tutması için önemli bir konu.

"Neden 1945'de bizden kötü durumda olan Almanlar ve Japonlar bolluk içinde yaşıyorlar da Türkiye bu halde?" Sorusunu neredeyse herkes Amerika'ya, Yahudilere filan bağlıyor. Beyler bayanlar Allah-u Teala bu beyni size boşuna mı bahşetti? Biraz mantıklı düşünün. Amerika'nın ve Yahudilerin veyahut Avrupa'nın Almanya ve Japonya'ya Türkiye'den çok daha fazla kini vardı. Neymiş efendim biz müslümanmışız da ondan bizim gelişmemizi istemiyorlarmış. Almanlar ve Japonlar 6 yıl dünyayı buhrana sürükledi. Almanlar yüzünden Avrupa'da  taş üstünde taş kalmadı. Onlar yüzünden milyonlarca insanını kaybedenler düşman gözüyle baktıkları bu iki ülkenin gelişmesini istediler veya kendi hallerine bıraktılar da Türkiye'yi mi ezdiler? Ayrıca güçlü devletlerin Türkiye üzerinde planları varsa her devlet için de planları vardır. Bu söylemler kendi aptallığımızı kapatmak için günah keçisi bulmaktan başka bir şey değil. Biz hep kendi aptallıklarımızı Amerika'ya veya Yahudilere yükledik yani. Halbuki gelişmek, ilerlemek isteyen halkın önünde kim durabilir ki? Bunun örneği olan onlarca ülke var tarihte.

Bir ülkenin, bir toplumun gelişmesi öyle bir kaç sene de olacak iş değil. Devletin geleceği düşünerek attığı adımların iyi sonuç vermesi ve bu gelişmelerin halk üzerinde olumlu etki bırakması sonucunda bir ülke gelişir. Bir ülkeyi geliştirmenin en temel prensibi eğitime destek vermektir. Hani hep derler ya öğrencilere "Siz bu ülkenin geleceğisiniz." Ama hep de geleceğimizi şekillendirmek isterler ve karışmamaları gereken şeylere karışırlar. Neymiş dindar nesil yetiştireceklermiş. Sana ne miletin imanından, ibadetinden.

Ama bu günün yanlışlarına gelmeden dünün yanlışlarını bilmek şart. Çoğu Atatürkçü Atatürk cumhuriyeti kurdu ülkeye bolluk geldi sanıyor. Halbuki tam tersi oldu. 1914'ten 1922'ye kadar savaştık. 1924'e kadar barış anlaşmasını bekledik. 1927 veya 1928'e kadar mubadelelerin sonuçlanmasını filan bekledik. Bu arada tabi bazı adımlarda atılmaya başlamıştı. Bu sıralar bir çok nüfus sayımı yapıldı raporlar hazırlandı. Durum içler acısıydı. Köylerde genç erkek sayısı çok azdı. Köylerin neredeyse hepisi bir zengin adamın yani ağanın eline bakıyordu ve açlıktan ölenler bu günün trafik kazasında ölenlerden daha fazlaydı. Sanılanın aksine Osmanlı'nın son zamanlarındakinden çok daha kötü durumdaydı halk. Buna çare bulmayı ancak 1930'larda Atatürk'ün devrimlerinin köylere yani halkın %80'ine ulaşmadığını gördüklerinde düşündüler. Belli ki meclis için Atatürk devrimleri yani harf inkilabı, hilafetin kaldırılması gibi ülkenin genelini ilgilendiren şeyler öncelikliydi.

İlk başta köylere giden öğretmenleri dinlediler. Antikemalistlerin sandığının aksine o dönem devlet bir konuda çaresiz kalmışsa nasıl bir adım atacaklarını bulmak için sorunu dinlerlerdi. Uygulamada halkı zorlarlardı ama. Bu öğretmenlerin hepsi şehir yaşamına alışmışlardı ve köylerde hiç bir imkan yoktu. Buğdayı bile almak isteseler bile zor zar elde edebiliyorlardı. Bu yüzden bir çok öğretmen mesleği bile bırakıp gitmişti. Raporlar da halkın sadece %15-%20'sinin okuma yazma bildiğini söylüyordu. Atatürk ve İnönü sık sık Milli Eğitim Bakanlığına baskı yapıyordu hatta her yıl işlerini savsakladıkları için bakanları değiştiriyorlardı. Çaresizlik içinde askerliğini çavuş olarak yapanlara kısa bir eğitim verilerek yaşamalarına bile yetmeyecek bir maaşla köylerine öğretmen olarak gönderme kararı aldılar. Ama onlarda sadece köy çocuklarına okuma yazma öğretebildi.

Böyle çıkmaza gelindiği bir anda Avrupa'da fakir çocukların eğitimi hakkında araştırmalar yapan ve kitaplar çeviren bir öğretmen ve Milli Eğitim Bakanı Hasan Ali Yücel'in planlamalarıyla köy enstitüleri kurulmasına karar verildi. Köy enstitülerinde yamalı, yırtık elbiseleri, yalın ayakları, aç karınlarıyla 11,12 yaşlarındaki köy çocukları bir sınava tabi tutularak köy enstitülerine alınmaya başlandı. Amaç bu köy çocuklarını eğitmek ve bir öğretmen olarak kendi köylerine yollamaktı. Bu öğretmenler çocukları eğittiği gibi köylüyü de tarım ve hayvancılık alanında eğitecekler. Ağaların tarlalarında karın tokluğuna çalışan köylüyü zenginleştireceklerdi. Ayrıca köylüyü her konuda bilgilendirecek ve Avrupa'da yüzyıllar önce gerçekleşen aydınlanmayı Anadolu'da yapacaklardı. Bu yüzden temel eğitimin yanında tarım, hayvancılık, zanaatkarlık, güzel sanatlarda öğretildi bu öğrencilere. Eğitim çok zordu ve devletin imkanları çok azdı. Çocuklar kendi okullarını bile kendileri yapıyorlardı. Ama eğitim kalitesi Türkiye'deki orta okul ve liselerin ortalamasından çok daha yüksekti. Eğer planlar sekteye uğramazsa köyler zenginleşecek, köyden şehire kontrolsüz göç engellenecek, okuma yazma oranı hızla artacak, köylüler cahillikten kurtarılacak, feodalite yani ağalık çökecekti. Bu arada İsmet İnönü de vali ve kaymakamlara telgraflar çekti. Her köyde bir okul inşa edilecekti ama devletin buna gücü yoktu. Bu yüzden köylüler kendi okullarını kendileri inşa edecekti. Ve bu zorunluydu. Halk isyan etti ama İsmet Paşa "Her köyde bir tane cami var. Camiyi yapan köylü okulu da yapar ve yapacak" dedi. Bilmeyenler için camileri devlet yapmaz hayır sahiplerinin paraları ile yapılır. Tabi şu an AKP'li belediyeler vs. cami yapımına da karışıyor ve camiye sadece onların emeği geçmiş gibi halka gösteriş yapıyorlar.



Eğer bunlar gerçekleşseydi biz şu an gelişmiş bir ülkede doğmuş olacaktık. Ama olmadı. Yüzyıllardır olduğu gibi dini konular dayatılarak bu okulların dolayısıyla da ülkenin ve bizlerin geleceği karartıldı. Sorun yatılı olan bu okullarda eğitimin karma olmasıydı. Sorun her meselede dini bilgisi olan kişilere danışan köylü, dini konular hariç her konuda bilgili bu öğretmenlere danışacaklardı Sorun köy enstitülerinden çıkan öğretmenler ağaların şimdiki ve gelecekteki işçilerini bilinçlendirecek olmasıydı. Köylülerin çoğu ağanın kışkırtmasıyla okulları gereksiz görüyordu. Ama devlet onlara zorla okul yaptırıyordu. Komünizmin K'sini bilmeyen cahiller köy enstitülerini komünist yuvası olmakla suçluyordu. Köylüler köylerinde başı açık bayan öğretmen istemiyordu. Çocuklar Arap alfabesini öğrenip Kur-an okusalar yeterde artardı bile.



Ve en önemlisi de milli irade. Dünya demokrasiye geçerken biz de demokrasiye geçtik. Artık halk kendini yönetecekleri seçecekti. Yani CHP'nin halk ile iyi geçinmesi lazımdı. Bu yüzden köy enstitülerine önem verilmemeye başlandı ilk başta. Sonra birer birer kapanmaya. Dersleri değiştirildi. Faliyetleri kısıtlandı. 1950'de demokrat parti başa gelince de kapatılıp öğretmen liselerine dönüştürüldü. Her tarafa imam hatipler açıldı. Köy çocuklarının Avrupa standartlarında eğitildiği okullar kapatılırken dini eğitim yaygınlaştı. Çünkü milli irade bunu istiyordu. Yıllarca ülke öğretmen açığı çekti. Yıllarca okur yazar oranımız yerlerde gezdi. Orta okul ancak 1970'lerde lise 1980'lerde üniversite ise 2000'ler de yaygınlaştı. Ama yaygınlaşsa da değişen bir şey yok. Bir şeyler öğrenerek okumak vardır bir de boş boş okumak vardır. Orta okul, lise ve üniversite de herkes kopya çekiyor neredeyse. Hepimiz diplomanın peşinde koşuyoruz sadece. Dersleri anlamaya çalışmak yerine anı kurtarmaya çabalıyoruz. Çünkü bizim öğretmenlerimiz de böyle okudu. 1950 öncesinin mantığı bu ülkenin geleceği sizin ellerinizde iken sonrasında sizin geleceğiniz devletin ellerinde oldu. Emeğiyle okuyan halk için bir şeyler yapmak isteyen Anadolu çocuğu komünist oldu (devletin gözünde) diyar diyar işkencehane, hapishane gezdi, Ankara'da dayısı olan oturduğu yerden parasını aldı yetmedi rüşvetin yolsuzluğun gözüne gözüne vurdu. Önceden devlet millete oku da ne okursan oku derken sonra böyle zararlı şeyler okuma, hatta düşünme bile dedi. Bazıları 1980'de darbe sonrası halk koyun oldu diyor. Ha s.ktir lan biz mal geldik mal gidiyoruz. Sorun 80'de değil cahillikten kurtulmamızın önünün kesildiği 1945-61 arasında. Şuan gelişmekte olan ülke olmamızın tek nedeni globalleşen dünyaya uyum sağlama çabamız ve tek parti dönemindeki halkı zorlayarak yapılmaya çalışılan bazı şeyler (Zorla güzellik olmaz derler ya geri tepti işte bu da). Yoksa cahillikte Afrika veya Arap ülkelerinden pek farkımız yok.



Peki bu köy enstitüsü mezunlarına ne oldu. Yarısı göreve başladı yarısını öğretmen yapmadılar. Kimini tabutluklara attılar kimini her siyasi bir şey olduğunda işkence masasına oturttular. Göreve başlayanlar bulundukları köyün ortamını elinden geldiğince değiştirmeye çalıştı. Ne kadar zihniyet değişmiş olsa da ellerinden geleni yapmaya çalıştılar. Bu öğretmenler sayesin de biraz daha iyi durumdayız şuan.




Şimdi 2.imam hatip dalgası var. Bunun ilk sonuçlarını 5-10 sene sonra görürüz. Artık doktor yerine imama gideriz veya doktor okur üfler bize. Bu işin şakası tabi bu kadar da kötü hale düşmeyelim bi zahmet. Ama en azından verdiğimiz ortalama %60 vergi en az %70 olur bu gidişle. Din görevlilerine para veren tek devlet biziz herhalde. İşin garibi bazı imamlar ayda yılda bir camiye uğruyor. Ben bu imamların denetlenmesini istemiyorum. Cemaatsiz camilere imam atanmamasını ve o camileri yöre halkının idare etmesini istiyorum. Gerçi israf sadece diyanette değil devletin her işi israf....

Haftalık Güncel

By : A. Karabudak
26 Kasım 2015 Perşembe
0
22.Bölüm eklenmiştir. Bu hafta içimden bir şey yazmak gelmedi. Zaten çizerin bloğunu tekrar bulmamdan başka bir gelişme de yok.

Media Fire & One Drive & Manga-Tr

22.Bölüm Günceli

By : A. Karabudak
14 Kasım 2015 Cumartesi
0
Zaten çevirisi hazır olduğundan 1 günde 21. bölümü de bitirip sizlerle paylaştım.

Noblesse S'i çevirmeye elim değmiyor uzun süredir. İnşallah onu da bir ara el atıp ilerleteceğim. Çevirisi çok ağır bir novel olduğundan veya bana öyle geldiğinden böyle oluyor. Kağıda ingilizcesini yazıp bilmediğim kelimelerin türkçesini yazıp cümlenin anlamını sonra da cümleyi nasıl kuracağımı düşünmeden çeviremiyorum :(

21.Bölüm: Media Fire - One Drive - Manga-Tr

Önceden ne güzel çizerin blogundaki resimleri kayıt etmiştim onları kullanıyordum güncellerde. Ama şimdi bulamıyorum çizerin blogunu :(

Bundan sonra cahilleri bilgilendirmek için paylaşımlarda bulunacağım. Bu güncelin konusu Çorumlu ozanlar.

Çorumlu aşıkların kaleminden çıkan bir çok türkü başka ozanların ağızlarından ünlü olmuş olsa da Çorumlu olupta Aşık Mahsuni, Aşık Nurşani vb. gibi her kes tarafından bir ozan yoktur.

Geçmişten:

1.Dedemoğlu
Herkesin gelmiş geçmiş en büyük ozanlardan biri olduğunu kabul ettiği 18.yüzyılda yaşamış bir ozan. Aslen İran şahının sürgündeki oğul Abbas'dır. Sonradan Çorum bölgesine gelerek bölgede alevi ve bektaşi kültürünün yayılmasına yardımcı olmuş ve onlara liderlik yapmıştır. Ama sonunda nedeni tam olarak bilinmeyen bir sebepten devletle ters düşmüş ve Osmalı askerleriyle Çorum'da hatap ovasında savaşırken vefat etmiştir. Bazı ozanlar tarafından halen daha türküleri söylenmektedir. Bu güne kadar gelmiş eserleri döneminin en önemli sanat eserleri arasında olarak gösterilmektedir.

Yaşlılardan:

2.Aşık Gülabi:
Yıllar önce Hitit Fuar Festivali sırasında düzenlenen Aşıklar Şölenin'de canlı dinleme fırsatı buldum. Artık baya bir yaşlandığından sesi artık eskisi kadar güzel çıkmıyor ustanın. Ama yine de türküleri baya bir kişinin dilinde dolanıyor. Kesinlikle dinlenmesini tavsiye ettiğim türküleri: Dön gel bir tanem, Kalem seni parça parça kırarım, Mapushane ranzaları

3.Aşık Meftuni:

Uzun yıllar Aşık Mahsuni'nin arkasında saz çalmış ve kendi çalıp söylemeye başladığında da bazıları tarafından sesini Aşık Mahsuni'nin sesine benzetmeye çalışıyor diye çekemeyenlerin olduğu bir amcamız. Bu saz üstadı da hak ettiği değeri görmese de bazı eserleri ünlü ozanların dillerinde popüler olmuştur. Kesinlikle dinlenmesini tavsiye ettiğim türküleri: Beni de düşün beni de, Verin benim sevdiğimi (Bağıyom duyulmuyor çağıyom duyulmuyor veya şükür karın doyurmuyor), Heri Çorumlu musun?

Gençlerden:

4.Ozan Ali Riza
Almanya'da doğmuş büyümüş ve hala da Almaya'da yaşayan bir abimiz. Her ne kadar çok fazla türküsü olmasa da bence gelecek vaat eden bir ozan. Kesinlikle dinlenmesini tavsiye ettiğim türküleri: Hep sizin, Çorumluyum ben. Aklım Fikrim Sende Kaldı.

Sadece benim severek dinlediğim ozanları veya Türkiye ve İran tarihinde önemli bir ozan olan Dedemoğlu gibi kişileri yazdım. Bizim oralar ozan kaynıyor şuradaki şehir şehir gezen yarışma programlarından biri Çorum'da bulduğu yarışmacıdan bile belli. Bu arada bazıları beni alevi sanabilir. Hatta bazıları Çorum ismini duyduğu gibi "Alevi misin?" diyorlar. Alevi değilim. Ama alevi çalıyor, söylüyor diye dinlememezlik yapacak veya güzel bir türküyü beğenmeyecek bir bağnaz da değilim.

21.Bölüm Günceli

By : A. Karabudak
3 Kasım 2015 Salı
0
Bir türlü elim değmedi kusura bakmayın. 21.Bölümün de çevirisi hazır sayılır ama bu sıralar nedense editleyesim gelmiyor. Hatta Photoshpo'u açasım bile.

20.Bölüm: Media Fire - One Drive - Manga-Tr

Normalde grup içinde tartışma çıkar diye siyasi konulardan uzak durulması lazım ama tek kişi olduğumdan, sadece bir grubu kötülemeyeceğimden veya sadece bir grubun tarafını tutmayacağımdan ve bağnazlık yapmayan her kezle tartışmaktan kaçınmadığımdan aşağıdaki yazacaklarımı hiç bir endişem olmadan yazıyorum.

Dün hepinizin bildiği gibi ülkemiz seçime gitti. Zaten ne olacağı öncesinden belliydi. Bu seçimlerin sonuçlarıyla Aziz Nesin'in onlarca yıl önce söylediği "Türkiye'nin %60'ı aptaldır" sözü bir kez daha kanıtlandı. Çünkü AKP bu halkı defalarca aptal yerine koydu ve halkın çoğu buna karşı 1 Haziran hariç tepkisini sandıkta göstermedi. O da sadece %9'u. Kürt olduğu için HDP'ye oy verenleri saymazsak kaldı %4 veya %5.


Ulan vatan haini kendine ülkücü diyen mallar, AKP'ye oy atana kadar HDP'ye oy atsaydınız vatana daha hayırlı olurdu. 7 Haziran'da AKP artık iyice bokunu çıkardı diye bir tepki olarak sadece %10'luk özellikle genç kesimin oylarındaki oynama sonucu tek başına iktidara gelemedi AKP. Çok da iyi olmuştu. Ama bizim ülkemizde uzlaşma kültürü diye bir şey yok ki. Aksine tek adamcı zihniyet var. Bunu baya bir AKP'li geri zekalıdan duydum "Her sürüye bir çoban lazım. Yoksa her kafadan bir ses çıkar. Tayyip de bizim çobanımız." Bundan sonra fazla söze gerek yok. Adamlar kendilerini koyun yerine koyuyor sonra millet koyun deyince alınıyorlar. İşin kötü yanı bu olay sadece AKP'de yok. CHP ve MHP'de bir kaç kişi hariç kimse dürüstçe görüşlerini söyleyemiyor. HDP hariç ama. Irkcı, cahil ve çok bağnaz Kürtleri saymazsak geriye neredeyse bir şey kalmıyor ama işte o kalan kısım ve bu kafadaki HDP millet vekilleri tarafsız bir şekilde bakınca en iyileri görünüyor. Zaten adamlarda eş başkanlıkta var. Bu durum yüzünden sadece diğer 3 parti ve onların destekçileri değil herkes utanmalı bu tablodan. Yanlış anlaşılmasın ben HDP'yi desteklemiyorum aksine ırkçıyım.

Japonya'da önceden Liberal Demokrat Parti her seçimde tek başına iktidar oluyormuş. Sonra bakmışlar yolsuzluklar ortaya çıkıyor veya kendilerinin işine gelen bazı yasalar çıkarıyorlar hemen düşürmüşler. Tabi ki Japonya'daki yolsuzluklar Türkiye'ye göre devede kulak. Son 20 senede de bir kaç sefer hariç LDP koalisyonla hükümeti kuruyor. Ne kriz çıkıyor ne de ülkede huzursuzluk oluyor. [Not: Japonya örneği 1950'lerden günümüze kadar olan uzun bir süreyi kapsamaktadır.]Sadece Japonya'da değil bir sürü ülkede şu anda yönetimde koalisyon var ve neredeyse hepsinin gidişatı tek başına iktidarı olan Türkiye'den iyi. Ayrıca istikrar diyen halk günü gelince dur bakalım demesini de biliyor bu tarz ülkelerde. Ama Türkiye'ye bu gidişle korkarım ki teokratik yönetim ve tekrardan monarşi gelecek. İlk başta hilafetin geleceğini düşünüyordum ama halife demek bütün müslüman aleminin lideri demek Tayyib'i filan kim takar ki. AKP gün geçtikçe devletin tarafsız olması gereken makamlarına daha çok yerleşiyor. Bu gidişin sonu hayır değil. İşin kötü yanı buna itiraz edilince Türkiye'nin gelişmesini istemiyor bunlar diyorlar. Japonya'daki koalisyon örneğini AKP milleti koalisyonla korkuttuğu için de söyledim. Millet MHP'ye CHP'ye bakıyor bunlardan bir bok olmaz diyor. Burada da millet hangisi kafasına yatarsa ona veriyor. "Parti tabanı" diye bir terimin olduğu ve en az %80'lik bir kesimin herhangi bir partinin tabanında yer aldığı yani kısaca salak olduğu bir ülkeden ne beklenir ki. Parti tabanı partisine her seçim de oy veren demekse ki yanılmıyorsam öyle. Eğer bir kişi her seferinde aynı patiye oy atıyor ve her savundukları görüşü savunuyorsa tartışmasız o insan bağnazdır, cahildir, fikirsizdir, salaktır. İnsan hiç olmazsa bizim parti sanki biraz yaydı bu sefer diğerlerini bir düşüneyim der. Zaten AKP tabanı delirmiş. Adamlar tek başına iktidar olduklarında Romanya'dan Türkiye'ye işçi göçü vardı. Adamlar bize göre açlardı şimdi Türkiye'den Romanya'ya işçi göçü olsa iyi direk yatırımcı Türkiye'den Romanya'ya kaçıyor. 13 Yılda kurulan tek büyük fabrika Hyundai'nin salaklık yapıp Türkiye'ye açtığı fabrika. Salaklık yaptı çünkü bu kadar çok vergi alan bir ülkeye fabrika mı kurulur. 2002'de cari açık Afrika veya ada ülkeleri gibi %70'di. Şimdi %60 turizmle zenginleşen Karayip ülkeleri gibi. Ama Türkiye en çok turist çeken ülkelerin başında gelse de biz 80 milyon nüfuslu kocaman ülkeyiz turizmimizin %40 açığı kapatma ihtimali yok.

Neyse ülkeyi bir tarafa bırakalım. Bireyci düşünürsek eğer; ben diyanet görevlileri, Tayyibin sarayı, yattığı yerden para alan memurlar, devletin zorla yaptığı genel sağlık sigortası (Özel bir şirketten sigırta yaptırsanız bile yine yapıyorlarmış.) gibi işime yaramayan şeyler için vergi vermek zorundayım. İşin bir başka yönünden bakarsanız çalışanın maaşından alınan 500 liraya yakın vergi, ayrıca işverenden de işçi çalıştırdığı için vergi. Doğrudan veya dolaylı olarak devlete kazancımızın ortalama %60'ı gibi bir parayı vergi olarak veriyoruz. Ama düşünüyorum da verdiğim paranın %10'u kadar bile hizmet alamıyorum. Biz devleti bizi kurusun diye kurduk onlarca yıldır gelen vatan hainleri saolsun devlet bizi dünyada eşi benzeri olmayan bir şekilde s.kiyor. Aksini inkar eden ya bu işleri hiç araştırmamıştır, ya cahildir, ya geri zekalıdır, ya bağnazdır, ya kaçakçıdır ya da AKP sayesinde bir şeylerin ucundan nemalanan vatan haininin tekidir. Kısacası ilk başta ÖTV'yi sonra KDV'yi fiyata ekleyip yetmezmiş gibi ÖTV'den de KDV alan zihniyeti ve onu destekliyenlerin anasını avradını..... Terör yüzünden AKP'ye oy verenlere diyecek laf bulamıyorum zaten. Onlar hepsinden mal. Sanki AKP terörü bitirmek için bir şey yaptı. Gitti devletin terör örgütü ilan ettiği örgütle anlaştı. Çözüm sürecini bari bütün partiler ortak yönetseydi de muhattaplık yavaş yavaş PKK'dan HDP'ye kayardı belki. Ama yok AKP harici haçlı ittifakı çünkü. Cemaat olayı hepten komedi. AKP ile can ciğer kuzu sarmasıydılar. O zamanlar da aklı olan zaten diyordu cemaatın arkasında dış güçlerin olduğunu ve Türkiye'ye bunlardan hayır gelmeyeceğini. Ne oldu bir anda iki kanki düşman oldu CHP'de cemaate destek çıktı. Haksızlık yapıldığı yönlerde sahip çıkılır ama olay seçimlerde desteklemeye kadar gitti. AKP'ye de CHP'ye de şerefsizlikleri yüzünden nasıl söveceğimi bulamıyorum.

Şimdi çoğu kişi AKP'yi ağır olarak eleştirdiğimi düşünüyordur. AKP'yi eleştirmeyeceğim de kimi eleştireceğim. Adamlar 13 yıldır tek başına iktidar daha da devam edecek bu. Ayrıca diğer partilerin savundukları bir siyasi görüş var ama AKP'nin yok. Mesela CHP sosyal demokrat, MHP milliyetçi, HDP sosyalist. Ama AKP'ye islamcı desek bence islamcı diye bir siyasi görüş yok. Sen müslamansın da biz gavurun dölü müyüz? Biz de müslümanız. Senin şu anda dininin gerektirdiği şekilde yaşamana karşı çıkan yok. Eskisi gibi cihat yapacam diye sağa sola da saldıramazsın bu devirde. O yüzden AKP'nin islam adına yaptığı her şey özgürlüğümüze sıkılan kurşun oluyor. Sigaraya zam, alkole zam, 10'dan sonra alkollü içki yasağı, kürtaş yasağı vs,vs. Ya zaten düşünün islam adına ne yapabilirsiniz ki? Eğer o kadar çok seviyorsanız dininizi gidin namaza başlayın. Ama AKP'lilerin yarısından çoğu namaz da kılmıyordur. Anca utanmadan milletin dinini mezhebini sorguluyorlar. Dış görünüşüyle yargılıyorlar bir de. Ben de kapalılar hakkında kötü zanda bulunuyorum ama üsttü Mekke altı kerane gibi olanlara sadece. Yeri geliyor liberal yeri geliyor sosyal demokrat yeri geliyor milliyetçi  yeri geliyor kürtçü oluyorlar. Ama her zaman kendilerini eleştirenleri dinlemedikleri gibi çok ağır ithamlarda bulunuyorlar. Benim ağır ithamlarda bulunmamın sebebi de bu zaten. Bana veya benim dediğimi diyenlere demediklerini koymuyorlar ben niye lafımı esirgeyeyim.

Gelelim seçim sonrası AKP'ye oy verenlerin akıl almaz paylaşımlarına.
1- MHP'li angutların AKP'ye oy verip fotoğrafını çekmesi.
Siz vermeye devam edin AKP'ye. Ve bekleyin terör olayları bitiyor mu bitmiyor mu? Çözüm sürecinde bitti dediler. Kobani eylemlerinde gösteri sırasında çıkardılar silahları karakollara saldırdılar. Onlar yüzünden asker ateşe karşılık verince iki ateş altında bir sürü masum kişi kaldı ve bir sürü masum insan öldü. Tabi baya bir asker ve teröristte öldü. Gittiler polislere filan suikast düzenlediler. Buldukları her şeyi yaktılar, yıktılar. Olacak en iyi ortam bu olur. Kürtler şu an da biz direne direne haklarımızı aldık sanıyor çünkü. Biraz daha uğraşırlarsa özerkliğin geleceğine inanıyorlar.
2-Bir akraba bizim köyde partilerin oylarını paylaşmış AKP birinci sırada 10-15 oy farkla CHP ikinci sırada. Alta biri yorum yapmış bu mübarek köyden CHP'ye nasıl bu kadar oy çıkar helak olacağız yakında. Zihniyete bak yav....
3-Başka bir paylaşım: "Onlar haçlılar gibi saldırsa da biz Selahattin Eyyübi gibi savunacağız"
Bu ilk değil. Daha öncede vaftiz edilmeden haçlı ordusuna girmiştik. Bari şeriat mahkemesi bizi din değiştirmekle yargılayıp asmadan şövalyeliğe yükselsek :D Artık iyice akıl sağlığını yitiriyor ırz düşmanları. Yaptığım espriyi bir AKP'li okusa herhalde beni hristiyan sanır. Gerçi artık AKP'lilerin olmayan kafalarını anlıyamıyorum.

Gördükçe veya hatırladıkça bu zihniyetini s.ktiklerimle aynı havayı soluyup aynı toprağa bastığım hatta bazılarıyla akraba olduğum için utanıyorum. Bu yüzden bu kadar örnek yeter.

Bu kadar politik şey yazdım bari Allah'ın bildiğini kuldan saklamayıp kime oy verdiğimi de yazıyım. 1 Kasım da oy kullanmadım çünkü geliş dönüş 110 lira tutuyordu. Ama oy verseydim AKP 1 tane az millet vekili çıkarır belki umuduyla MHP'ye verirdim. Çünkü AKP'nin millet vekilleri hiç bir işe yaramıyor CHP'nin ki mecliste konuşup muhalefet ediyor en azından. Sağlık bakan yardımcısı bizim oradan (Çorum) çıkmasına rağmen Karabük'ün merkez nüfusu Çorum merkez nüfusunun yarısı kadar bile değil ama burada 2 tane devlet hastanesi var Çorum'da 1. Fazla uzatmak istemiyorum bu örnekten durumun vahimliğini anlamışsınızdır. Hiç bir boka yaramıyorlar kısaca. 5 Yaşında bebeği koysan o da bunların yaptığı işlerin aynısını yapar. Anca sağ sol gezip gösteriş yapmayı biliyorlar. Belki de genel başkanıyla görüştüğüm tek parti olduğundan, beni adam yerine koyduklarından, parti içi demokrasi olduğundan, ayrıca liberalizmi savunan tek parti olduklarından LDP'ye de oy verebilirdim. Zaten Liberal Demokrat Parti'ye üyeyim 2 yıldır.

Son olarak bir hadis yazacağım. Müslüman olmasanız bile kulağınıza küpe olsun:
"NASILSANIZ ÖYLE YÖNETİLİRSİNİZ."
O yüzden bu halka müstahak ama kurunun yanında yaşta yanıyor işte.

Sonunda Gelen Güncel

By : A. Karabudak
2 Kasım 2015 Pazartesi
0

Görüldüğü üzere yeni bir proje ile karşınızdayım. Noblesse'ın yazar ve çizerinin ortaklaşa yürüttüğü bir kısa bir webnovel olan Noblesse S'i çevirmeye başladım. Peki neden Useful dururken bu neden böyle bir yavşakca harekette bulundum? Çünkü bilgisayarım bozuldu. Neredeyse bir aydır açamıyorum.

Format attım yine işe yaramadı. Bu yüzden çevirdiğim ve editlediğim 20.bölüm gitti. Hatta yeni bir seriye başlayacaktım onunda 2 bölümü bitmişti 3 bölüm daha bitirip toplu vermeyi düşünüyordum. Hepsi gitti.

Ben de ilk başta yaşadığım hayal kırıklığıyla bir iki hafta yan gelip yattım sonra böyle olmaz diyerek bu novela başladım. İlk başlarda çok zorlandım. Çok uzun veya neredeyse hiç bir kelimenin anlamını bilmediğim cümleler vardı ama çevirdikçe alışmaya başladım. Yinede tam olarak alışamadım tabi.

Bu light novel'ı bölümün %10'luk kısımları şeklinde çevirmeyi ve çevirdikçe de bloğa eklemeyi düşünüyorum. Yani belli bir periyotta güncel gelmeyecek.

Aslında son bir kez kontrol edecektim ama yanlışlıkla kaydet yerine yayınlaya bastım ben de sonra kontrol ederim diyip günceli yazmaya başladım.

Son olarak bir duyurum var. Useful için editör aranıyor. En azından bilgisayarım düzelene kadar.

Noblesse S (Novel) Günceli

By : A. Karabudak
15 Eylül 2015 Salı
0

- Copyright © 2013 Only Webtoon - Gumi - Powered by Blogger - Designed by Johanes Djogan -